Uçsuz bucaksız Sibirya'mızı sizlerle birlikte dolaşmaya devam ediyor, otlarını ve bitkilerini keşfediyoruz. Bugün tatlı yoncadan bahsedeceğiz. Yaz aylarında bu bitki, güneş ışığının parçaları gibi altın rengi çiçeklerini açarak bakışları ve gönülleri üzerine çeker. Ancak tatlı yonca sadece bir çayır süsü olmakla kalmayıp hem arılar hem de bitki uzmanları tarafından değer verilen birçok iyileştirici özelliği sergiler.
Tatlı yoncayı güneşle ilişkilendirdiği birçok efsane mevcuttur. Eski zamanlarda evin yakınında yetişen tatlı yoncanın, aileye sıcaklık, bereket ve mutluluk getirdiğine inanılırdı.
Doğanın canlı altını
Tatlı yonca (Latince: Melilótus), baklagiller familyasından, 1–1,5 m yüksekliğe kadar çıkabilen, dallı köklere sahip otsu bir bitkidir. Tatlı yoncanın yaprakları küçük yaprakçıklı ve çift tüysü, gövdeleri ise dik ve dallıdır. Küçük çiçekleri, uzun ve dar çok çiçekli gevşek salkımlarda toplanmış, sarkık, sarı veya beyaz renklidir. Güneşli yerleri ve nemli toprakları seven bitki, yol kenarlarında, boş arazilerde, nadaslarda ve taş ocaklarında yetişir.
Sibirya'da iki tür tatlı yoncaya yaygın rastlanır: beyaz çiçekli taş yoncası ve sarı tatlı yonca. Hafif aroması ve büyük beyaz çiçekleri ile dikkat çeken beyaz çiçekli taş yoncası, hem tarımda hem de tıpta kullanılır. Sarı renkli, zengin aromalı çiçeklere sahip olan tatlı yonca, çeşitli hastalıkların tedavisinde aktif olarak kullanılır.
Tatlı yoncaların Latince adı olan Melilótus, "ballı yem otu" olarak tercüme edilebilir. Gerçekten de tatlı yonca, en meşhur bal bitkilerinden biridir. Oldukça uzun süre (2 aya kadar) çiçek açması ve biçildikten sonra tekrar çiçek açabilmesi nedeniyle arılar tarafından çok değerli bulunur. Arıcıların dediklerine göre tatlı yoncayla kaplı bir hektar araziden 300 kg'a kadar kaliteli bal toplanır! Bal, renk açısından da farklılık gösterir: Sarı tatlı yoncadan açık kehribar renginde olan ve neredeyse şeffaf bir bal üretilirken, beyaz çiçekli taş yoncasından beyaz renkli bal elde edilir. Bitki hem yem bitkisi olarak hem de toprağı zenginleştirmek için kullanılır: Köklerinde bulunan küçük yumrucuklar azot bağlayıcı bakteriler içerdiğinden toprağı yaşamsal azotla zenginleştirir.
Rusça'da "donnik" ismi, bitkinin tıbbi özelliklerini gösteren "donnaya" (gut hastalığının eski adı) kelimesinden gelir.
Çayırdan gelen şifacı: Tatlı yoncanın gizli güçleri
Tatlı yoncanın tıbbi özellikleri Antik Yunanistan'da yazılı hale gelmiş, günümüzde ise bitkinin faydalı özellikleri bilimsel tıpta da kabul görmüştür. Sarı tatlı yonca karışımları, kaynatma, infüzyon, ekstre ve çaylar hazırlamak için kullanılır ve kardiyovasküler, solunum, endokrin, genitoüriner sistemler ve mide-bağırsak sistemi hastalıklarında tüketilir.
Tatlı yoncanın başlıca etken maddesi, kumarindir. Başlıca özelliği kanın akışkanlığını koruması ve pıhtı oluşumunu engellemesidir, bu sayede mikrosirkülasyon ve doku beslenmesi önemli ölçüde iyileşir. Ayrıca kalp damar sistemine faydalı olan koroner damar genişletici etkisi de sergiler. Aynı zamanda bu, etkili bir iltihap giderici, spazm giderici ve antibakteriyel bir maddedir.
Tatlı yonca, bu bileşimi sayesinde sinir ve kalp-damar sistemleri üzerinde olumlu etki gösterir, kan basıncını normalleştirir, beyne kan akışını uyarır, hafızayı iyileştirir, konsantrasyonu artırır ve iltihap belirtilerini azaltır. Tatlı yoncanın yaprakları ve çiçekleri ayrıca tanenler, glikozit simarin, kumarik asit, dikumarol, melilotin, kolin, allantoin, C ve E vitaminleri, karoten, uçucu yağ ve mukus içerir.
Günümüzde tatlı yonca çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır:
Birçok Sibirya bitkisi gibi, beyaz çiçekli taş yoncası ekstresi, sevilen bir ürün olan efsanevi, çok yönlü Extra Rich Massage Balsam'ın bileşiminde bulunmaktadır.
İçeriğinde aktif bitkisel bileşenlerin konsantreli bir kompleksini barındıran bu balsam, rahatsızlığı azaltmaya, spazmları ve kas gerginliğini hafifletmeye, fiziksel efordan sonrasındaki yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve belirgin iltihap giderici özellikler sergiler.
Harika tatlı yoncanın pek çok farklı faydalı özelliği olduğunu biliyor muydunuz?